1. Kapalı Sanılan "Vampir Cihazlar" (Standby Tüketimi)
Faturanızın gizli düşmanlarıyla başlayalım. Televizyonunuzu kumandadan kapattığınızda onun tamamen kapandığını ve hiç elektrik harcamadığını düşünürsünüz. Oysa televizyonunuzun üzerindeki o küçük kırmızı ışık yanıyorsa, cihaz aslında "Ben uyumuyorum, kumandadan gelecek açılma sinyalini bekliyorum" diyordur. Bu bekleme moduna (Standby) Vampir Güç denir.
Sadece televizyonlar değil; prize takılı bırakılan ama ucunda telefon olmayan şarj aletleri, mikrodalga fırınların sürekli yanan dijital saatleri, kapalı durumdaki bilgisayarlar ve modemler 7 gün 24 saat boyunca çok küçük miktarlarda da olsa elektrik çeker. Tek bir cihaz için bu önemsiz görünebilir, ancak evdeki 15 farklı cihazın bütün bir ay boyunca fişte takılı kalması, aylık faturanızın %5 ile %10'u arasında bir israfa neden olur.
Nasıl Çözülür? Kullanmadığınız cihazların fişini çekmeyi bir alışkanlık haline getirin. Eğer her gece televizyonun arkasına uzanıp fiş çekmek zor geliyorsa, açma-kapama düğmesi (anahtarı) olan çoklu prizler kullanın. Gece yatarken o tek düğmeye basarak tüm vampir cihazların elektrik bağlantısını anında kesebilirsiniz.
2. Buzdolabı: Evin Asla Uyumayan İşçisi
Evinizdeki cihazların %90'ı günün belli saatlerinde çalışır ve durur. Ancak buzdolabı, fişe takıldığı ilk günden itibaren siz o evden taşınana kadar saniyede bile durmadan çalışan tek cihazdır. Durmaksızın çalıştığı için de evdeki toplam elektrik tüketiminin neredeyse %20'sini tek başına üstlenir.
Buzdolapları içindeki havayı soğutmak için arkalarındaki veya altlarındaki motoru (kompresör) çalıştırır. Eğer buzdolabınız doğrudan güneş alan bir pencerenin önündeyse, fırınınızın hemen bitişiğindeyse veya kalorifer peteğine yapışıksa; cihazın dışı sürekli ısınacağı için içi soğutmak için motor iki kat daha fazla çalışmak zorunda kalır.
Kapağın arasına standart bir A4 kağıdı sıkıştırın ve kapağı kapatın. Kağıdı kendinize doğru çekin. Eğer kağıt çok kolay, hiçbir direnç göstermeden elinize geliyorsa lastikleriniz ömrünü tamamlamıştır. Sadece bu lastikleri değiştirmek faturanızda anında rahatlama sağlar.
3. İklimlendirme Canavarı: Klimalar
İster yazın soğutma için ister kışın ısıtma için kullanılsın, klimalar elektriği adeta içen cihazlardır. Bir klimanın motoru, evdeki tüm lambaları aynı anda yakmanızdan bile daha fazla güç çeker.
Klima kullanımında faturayı patlatan şey klimayı açmak değil, yanlış dereceyi seçmektir. Yazın dışarısı 35 derece iken içeriye girdiğinizde hızlıca serinlemek için klimayı 18 dereceye ve en yüksek fan ayarına getirirsiniz. Oysa uzmanlar, klima derecesinin yaz aylarında 23-24 derece, kış aylarında ise 21-22 derece aralığında tutulmasını önerir. Klimanızda düşürdüğünüz her 1 derece, klimanın enerji tüketimini yaklaşık %8 ila %10 arasında artırır. 18 dereceye ayarlanmış bir klima, hedefine ulaşamadığı için motoru hiç dinlendirmeden saatlerce tam güçte çalıştırır.
4. Elektrikli Termosifon ve Şofbenler (Sıcak Su Tüketimi)
Fizik kuralları gereği, durağan bir suyu ısıtmak, havayı ısıtmaktan veya bir motoru döndürmekten çok daha fazla enerji gerektirir. Eğer evinizde doğalgaz yoksa ve sıcak suyu banyodaki elektrikli termosifon veya ani su ısıtıcılarından (şofben) sağlıyorsanız, faturanızın kabarık olmasının en büyük sebeplerinden biri budur.
Elektrikli termosifonlar genellikle 50 ile 80 litre arası suyu haznesinde tutar ve siz kullanmasanız bile o suyun sıcaklığını sürekli 60-70 derecede sabit tutmak için gün boyunca aralıklarla devreye girip çıkar. Özellikle eski tip, yalıtımı zayıf bir termosifonunuz varsa, içindeki su hızla soğur ve cihaz suyu tekrar ısıtmak için sürekli elektrik harcar.
Nasıl Çözülür? Termosifonun termostat ayarını son seviyede (genellikle 80 derece) tutmak yerine, banyo için ideal olan 50-55 derece civarına indirin. Suyun gereğinden fazla kaynatılması sadece elektriği boşa harcamakla kalmaz, aynı zamanda cildinizi de kurutur.
5. Çamaşır ve Bulaşık Makineleri (Sıcaklık Tuzağı)
Bu cihazların içindeki motorun sepeti veya pervaneyi döndürmesi elektriğin sadece çok küçük bir kısmını harcar. Bulaşık veya çamaşır makinesinde faturayı asıl yükselten şey, şebekeden gelen buz gibi suyu 60 veya 90 dereceye kadar ısıtmaya çalışan içlerindeki ısıtıcı rezistanslardır.
Halk arasında yaygın olan "Sıcaklık ne kadar yüksekse o kadar temiz olur" inancı, günümüzün modern deterjanları sayesinde geçerliliğini yitirmiştir. Normal kirlilikteki kıyafetleri 60 derece yerine 30 veya 40 derecede yıkamak, elektrik tüketimini yarı yarıya düşürür.
Oysa bu koca bir yanılgıdır. EKO modunda makine suyu ısıtmak için acele etmez; çok az suyu yavaş yavaş ısıtarak deterjanın kirleri kendi kendine çözmesini bekler. Hızlı yıkama programları ise suyu aniden kaynatmak için rezistansa tam güç vererek inanılmaz bir elektrik çeker. En tasarruflu program, en uzun süren programdır.
6. Fişe Takılı Bir Canavar: Ütü
Ütü evde boyut olarak en küçük cihazlardan biri olabilir, ancak elektrik çekme kapasitesi açısından gerçek bir canavardır. Standart bir buharlı ütü ortalama 2000 Watt ile 2500 Watt arasında güç tüketir. (Kıyaslama yapmak gerekirse; salondaki LED televizyonunuz sadece 60-80 Watt elektrik harcar).
Ütünün tabanını o yüksek derecelere çıkarmak ve suyu anında buhara dönüştürmek korkunç bir enerji ister. Ütüleme yaparken yapılan en büyük hata, her gün evden çıkmadan önce sadece giyeceğiniz tek bir gömlek veya pantolon için ütüyü fişe takıp baştan ısıtmaktır. Ütü en çok enerjiyi soğuktan sıcağa geçerken harcar. Ütü işlerinizi haftada bir gün biriktirip, ütü zaten sıcakken hepsini tek seferde aradan çıkarmak aylık faturanızda ciddi bir fark yaratacaktır.
7. Eski Tip Kurutma Makineleri
Eskiden çamaşırları balkona asardık, şimdi ise konfor ve zaman tasarrufu için kurutma makineleri vazgeçilmezimiz oldu. Ancak geleneksel (rezistanslı/kondenserli) bir kurutma makinesi, tıpkı devasa bir saç kurutma makinesi gibi çalışır. Havayı ısıtır, çamaşırlara üfler ve inanılmaz bir elektrik çeker.
Eğer kurutma makinesi alacaksanız veya mevcut makinenizi değiştirecekseniz mutlaka "Isı Pompalı" (Heat Pump) modellere yönelmelisiniz. Isı pompalı kurutma makineleri içerideki sıcak havayı dışarı atmaz, havayı tekrar tekrar geri dönüştürerek kullanır ve eski tip makinelere göre %50'den fazla elektrik tasarrufu sağlar.
8. Fırınlar (Yanlış Kapak Kullanımı)
Elektrikli fırınlar, iç hacimlerindeki büyük havayı 200 derecelere kadar ısıtmak için çok yüksek akım çeker. Ankastre bir fırın haftada 3-4 kez kullanılıyorsa, faturadaki payı azımsanmayacak kadar büyür.
Fırın kullanımı sırasında yapılan en büyük enerji israfı, yemeğin pişip pişmediğini kontrol etmek için fırın kapağını sürekli olarak açıp kapatmaktır. Kapağı açtığınız o 5 saniyelik sürede, fırının içindeki ısının neredeyse %20'si dışarı kaçar. Siz kapağı kapattığınızda fırın o kaybedilen ısıyı tekrar sağlamak için rezistanslarını yeniden tam güçte çalıştırır. Yemeği kontrol etmek için kapağı açmak yerine, fırının iç aydınlatmasını ve cam kapağını kullanmaya özen gösterin.
9. Masaüstü Bilgisayarlar ve Oyun Konsolları
Dizüstü (Laptop) bilgisayarlar batarya ile çalışmak üzere tasarlandıkları için donanımları çok az elektrik harcayacak şekilde üretilmiştir. Ancak evinizde yüksek performanslı, ışıklı kasası olan bir oyuncu bilgisayarı (Desktop PC) varsa durum değişir.
Yüksek donanımlı ekran kartları (GPU) ve işlemciler, bir oyun oynanırken veya ağır bir işlem yapılırken adeta küçük bir elektrikli soba gibi güç çeker. Üstelik bu kasalara bağlanan geniş monitörler de ekstra enerji harcar. Aynısı PlayStation ve Xbox gibi oyun konsolları için de geçerlidir. Oyununuz bittiğinde bilgisayarı veya konsolu saatlerce açık bırakmak veya "Uyku Modu" yerine tamamen kapatmamak arka planda faturayı kabartır.
10. Eski Nesil Aydınlatma (Sarı Ampuller)
Evdeki aydınlatma, faturanın eskiden en büyük sebeplerinden biriydi. Eski tip sarı ışık veren akkor flamanlı ampuller veya halojen spotlar, çektikleri enerjinin %90'ını ısıya, sadece %10'unu ışığa dönüştüren son derece verimsiz cihazlardır. Evinizde hala bu ampullerden kaldıysa, hemen bugün onları LED ampullerle değiştirin.
Bir LED ampul, eski tip bir ampulle aynı miktarda ışığı verirken yaklaşık %80 daha az elektrik tüketir. LED aydınlatmaya geçmek, faturayı düşürmek için yapılabilecek en ucuz, en kolay ve geri dönüşü en hızlı olan yatırımdır.
Sonuç: Farkındalıkla Gelen Büyük Tasarruf
Elektrik faturanızdaki o ani yükselişlerin ardında genellikle sihirli bir arıza veya kaçak yoktur. Her gün farkında olmadan tekrarladığımız küçük alışkanlıklar, ay sonuna gelindiğinde kartopu etkisiyle devasa bir faturaya dönüşür.
Faturanızla savaşmaya cihazlarınızı fişten çekerek başlayın. Kombinizin, termosifonunuzun ve buzdolabınızın ısı ayarlarını mevsim normallerine göre optimize edin. Çamaşır ve bulaşık makinelerinizi "uzun sürse de" mutlaka EKO modunda çalıştırın ve çamaşırlarınızı sadece 30-40 derecede yıkayın. Evinizdeki eski tip ampulleri LED olanlarla değiştirdiğinizde ve klima kumandasını yazın 18 derece yerine 24 dereceye sabitlediğinizde; hiçbir konforunuzdan ödün vermemiş olmanıza rağmen, bir sonraki ay gelecek olan elektrik faturasının nasıl gözle görülür şekilde düştüğünü kendi gözlerinizle göreceksiniz.