Paylaş

Okuma Listem

Dünyayı Sustur
# Saatlik Popüler Etiketler
Etiketler yükleniyor...
Kelimero Ağı

Felsefenin Şehidi ve Aklın Ebesi: Sokrates Kimdir?

Odaklan
Dinle
Kaydet
[ÖZET] Batı felsefesinin tartışmasız atası, ahlak felsefesinin kurucusu ve tarihin ilk entelektüel şehidi olan Sokrates (M.Ö. 470 – 399); hayatı boyunca tek bir satır bile yazı yazmamış, okullar kurmamış ve hiçbir zaman "Ben bilgeyim" iddiasında bulunmamış paradoksal bir figürdür. Antik Atina'nın agorasında (pazar yerinde) çıplak ayakla ve eski püskü kıyafetlerle dolaşan bu çirkin adam, dönemin kibirli politikacılarını, şairlerini ve din adamlarını durdurup onlara sadece basit gibi görünen sinsi sorular sorarak, aslında hiçbir şey bilmediklerini (Aporia) herkesin önünde kanıtlardı. Kendisini, miskin ve rehavete kapılmış Atina atını ısırarak uyandıran bir "At Sineği" olarak tanımlıyordu. Sokrates'ten önce felsefe, gökyüzünün neden yapıldığını veya suyun maddenin özü olup olmadığını araştıran bir "Doğa Felsefesi" iken; Sokrates felsefeyi göklerden alıp yeryüzüne indirmiş, insanın kalbine yerleştirmiş ve şu yakıcı soruyu sormuştur: "Erdem nedir ve doğru bir yaşam nasıl yaşanmalıdır?" Ancak onun bu bitmek bilmeyen sorgulamaları, gençleri kışkırttığı ve devletin tanrılarına inanmadığı gerekçesiyle Atina demokrasisi tarafından ölüm cezasına çarptırılmasına neden oldu. Mahkemede (Apologia) af dilemek yerine, yargıçlara felsefi bir meydan okuma sunan Sokrates, baldıran zehrini (hemlock) kendi elleriyle, büyük bir sükunetle içerek ölümsüzleşti. Bu kapsamlı felsefi ve tarihi rehberde; Sokratik İroni'nin diyalektik mekanizmasını, "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir" sözünün epistemolojik derinliğini, annesinden ilham aldığı "Maiotik" (Doğurtma) sanatını ve Atina'nın bu büyük filozofu neden ölüme mahkum ettiğini akademik veriler ışığında derinlemesine inceliyoruz.

1. Yazısız Bir Filozof: Sokrates Problemi

Felsefe tarihinin en büyük ironilerinden biri, üzerine on binlerce kitap yazılan ve Batı düşüncesinin temel taşı kabul edilen bir adamın, hayatı boyunca kendi eliyle tek bir kelime bile yazmamış olmasıdır. Sokrates, bilginin parşömenlere hapsedilmiş ölü bir metin olamayacağına, ancak iki canlı insanın karşılıklı diyaloğunda ve tartışmasında doğabileceğine inanırdı. Bu durum, tarihçilerin ve felsefecilerin karşısına aşılması zor bir duvar çıkarır: Sokrates Problemi.

Sokrates'i kendi sözlerinden değil, ancak onu tanıyanların ve onun hakkında yazanların bıraktığı "ikincil filtreler" üzerinden tanıyoruz. Bize Sokrates portresini çizen üç ana kaynak vardır:

  • Aristophanes (Komedya Ustası): "Bulutlar" adlı oyununda Sokrates'i havada asılı bir sepetin içinde oturan, tanrılarla alay eden şarlatan bir sofist ve saçma sapan konuları (örneğin bir pirenin ne kadar uzağa zıplayabileceğini) tartışan tehlikeli bir deli olarak çizer. Bu, Atina halkının Sokrates'e bakışının karikatürize edilmiş halidir.
  • Ksenophon (Asker ve Tarihçi): Sokrates'i son derece pratik, geleneklere bağlı, ahlaklı ve faydacı bir ahlak hocası olarak anlatır. Ksenophon'un Sokrates'i daha sıradan ve sıkıcıdır.
  • Platon (En Ünlü Öğrencisi): Bugün bildiğimiz o zeki, ironik, korkusuz, ahlaki bir deha olan Sokrates, Platon'un diyaloglarının baş aktörüdür. Ancak Platon'un ilk dönem diyaloglarında gerçek (tarihsel) Sokrates konuşurken, sonraki diyaloglarda Platon kendi felsefi teorilerini (örneğin İdealar Kuramı'nı) Sokrates'in ağzından anlattırır. Gerçek Sokrates'in nerede bitip Platon'un nerede başladığı, felsefe tarihinin en büyük bulmacasıdır.
FİZİKSEL GÖRÜNÜM VE ASKERİ CESARET
Antik Yunan kültüründe fiziksel güzellik (Kalokagathia), ahlaki ve ruhsal güzelliğin doğrudan bir yansıması kabul edilirdi. Ancak Sokrates, bu estetik dogmayı yerle bir eden bir dış görünüşe sahipti.

Öğrencileri onu her zaman patlak kurbağa gözlü, basık ve yayvan burunlu, kalın dudaklı, kel ve göbekli biri olarak tarif eder. Çoğunlukla aynı eski püskü tuniği giyer, yaz kış demez Atina sokaklarında çıplak ayakla gezerdi. Dışarıdan bakıldığında çirkin bir "Silenos" (Mitolojik satir/yarı keçi) heykeline benzerdi. Ancak Alkibiades'in Platon'un Şölen (Symposion) adlı eserinde söylediği gibi; "Eğer bu çirkin heykeli ortadan ikiye ayırırsanız, içinin tanrısallıkla ve paha biçilemez bir ahlaki güzellikle dolu olduğunu görürsünüz." Ayrıca Sokrates pasifist bir filozof değildi; Peloponnesos Savaşı'nda (Potidaea ve Delion muharebelerinde) ağır zırhlı bir hoplit olarak savaşmış, korkunç soğuklarda çıplak ayakla buzda yürüyerek askerlerin hayranlığını kazanmış ve savaş meydanında canı pahasına arkadaşlarını (Alkibiades'i) kurtarmış cesur bir gaziydi.

2. Delphi Kahini ve Epistemolojik Alçakgönüllülük

Sokrates'in felsefi misyonunun nasıl başladığına dair hikaye, Antik Yunan'ın en kutsal ve gizemli merkezi olan Delphi Tapınağı'nda (Apollon Tapınağı) başlar. Sokrates'in yakın arkadaşı Khairephon, Delphi'deki kahin Pythia'ya giderek o meşhur soruyu sorar: "Atina'da Sokrates'ten daha bilge biri var mıdır?" Kahin, kendinden geçmiş bir halde şu kesin yanıtı verir: "Hayır, Sokrates'ten daha bilgesi yoktur."

Bu cevap Sokrates'e ulaştığında, filozof büyük bir krize girer. Çünkü kendisinin hiçbir şey bilmediğinin çok iyi farkındadır. "Tanrı yalan söyleyemez, ama ben de bilge değilim. O halde bu bilmecenin anlamı nedir?" diyerek araştırmaya başlar. Atina'daki en ünlü politikacılara, en saygın şairlere ve en usta zanaatkarlara gider. Onları sorguya çeker. Sonunda şu acı gerçeği fark eder: Siyasetçiler devlet yönetimi hakkında, şairler erdem hakkında çok şey bildiklerini sanmaktadırlar; oysa sorduğu birkaç mantıksal sorunun ardından hepsinin aslında kendi cehaletlerinin farkında olmayan cahiller olduğu ortaya çıkar.

İşte Sokrates, Delphi kahininin ne demek istediğini o an anlar. Kendisi diğer insanlardan daha fazla şey bildiği için değil; sadece kendi cehaletinin farkında olduğu için en bilgedir. İnsanlar bir şey bildiklerini sanarak yanılırken, Sokrates "Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir" diyerek o büyük "Epistemolojik Alçakgönüllülük" (Bilgisel Tevazu) devrimini başlatır. Gerçek felsefe, insanın bilmediğini kabul ettiği o sıfır noktasında (Aporia) başlar.

Sokratik Yöntem (Diyalektik)

Sokrates'in karşısındakini cehaletiyle yüzleştirip gerçeği doğurtma sanatını inceleyin.

? "Ey saygıdeğer bilge, lütfen bana Cesaretin ne olduğunu açıklar mısın? Zira ben bilmiyorum." AŞAMA 1: EİRON (CAHİL ROLÜ OYNAMAK) "Aporia (Çıkmaz): Kendi tanımının çelişkili olduğunu fark ediş." AŞAMA 2: SORGULAMA VE KİBRİN YIKILMASI "Ruhun derinliklerinde zaten var olan hakikatin açığa çıkması." AŞAMA 3: MAİEUTİKE (FİKRİN DOĞUŞU)
1. İroni (Bilmeme Rolü): Sokrates asla doğrudan ders vermez. 'Cesaret', 'Adalet' veya 'Erdem' gibi iddialı kelimeler kullanan ukala birini gördüğünde ona yaklaşır ve sahte bir tevazuyla: "Ben cahilim, lütfen bu kelimenin ne demek olduğunu bana açıklar mısın?" diyerek tartışmayı başlatır. Karşı taraf kibriyle tuzağa düşer.

3. Felsefeyi Göklerden Yeryüzüne İndiren Adam

Sokrates'ten önce gelen filozoflara "Presokratikler" (Doğa Filozofları) adı verilir. Thales, Anaksimandros veya Herakleitos gibi bu düşünürler; "Evrenin ana maddesi (Arkhe) nedir? Her şey sudan mı, yoksa ateşten mi gelir? Yıldızların dönüşü nasıldır?" gibi doğrudan fiziksel ve evrensel sorulara cevap arıyorlardı. Onlar için evren devasa bir mekanizmaydı ve insanın bu mekandaki psikolojisi pek önemli değildi.

Sokrates, Romalı hatip Çiçero'nun o ünlü tanımıyla; "Felsefeyi gökyüzünden indirip, insanların evlerine, sokaklarına ve kalplerine sokan" ilk insandır. Güneşin ateşten bir taş olup olmadığı Sokrates'in umurunda değildi. O, Etik (Ahlak) felsefesinin kurucusudur. Sokrates'e göre evrenin sırrını çözmek, kendi ruhunun sırrını çözememiş bir insan için hiçbir anlam ifade etmez. Onun felsefesinin merkezinde tek bir hayati soru vardı: Nasıl yaşamalıyız? Adalet nedir? Cesaret nedir? İyi bir insan olmak ne demektir?

Ona göre kötülük, insanın bilerek ve isteyerek yaptığı bir şey değildi. Hiç kimse bile bile kötülük yapmazdı. Kötülüğün tek kaynağı Cehaletti (Bilgisizlik). Eğer bir insan "İyi"nin ne olduğunu gerçekten kavrarsa, doğası gereği zaten iyi davranırdı. (Bu yaklaşıma Sokratik Entelektüalizm denir). Bu yüzden Sokrates, insanları erdemli yapmanın tek yolunun onları eğitmek, onlara sorgulamayı öğretmek olduğuna inanıyor ve sabah akşam Atina agorasında (pazar yerinde) genç-yaşlı demeden herkesi felsefi bir sorguya çekiyordu.

Felsefi Kriter Sofistler (Sokrates'in Rakipleri) Sokrates
Amacı Öğrencilere hitabet (retorik) ve tartışma sanatını öğreterek onları siyasette başarılı (zengin) yapmak. İnsanların ruhuna özen göstermelerini, erdemli, adil ve ahlaklı bireyler olmalarını sağlamak.
Bilgi Anlayışı "İnsan her şeyin ölçüsüdür" (Protagoras). Görecelidir (Rölativizm). Mutlak bir doğru yoktur, kim iyi konuşursa o haklıdır. Gerçeklik ve erdem sabittir, mutlaktır. Doğru sorular sorularak evrensel hakikate ulaşılabilir.
Ücret Derslerini yüksek ücretler (altınlar) karşılığında zengin ailelerin çocuklarına verirlerdi. Hiçbir zaman para talep etmezdi. "Para karşılığı bilgi satmak, ruhu satmaktır" derdi. Fakirlik içinde yaşadı.

4. At Sineği, Yargılanma (Apologia) ve Ölüm Cezası

Peki, insanlara sadece "Erdem nedir?" diye soran bu yoksul ve ihtiyar adam, neden tarihin en ünlü idam mahkumlarından biri oldu? M.Ö. 399 yılında Sokrates, 70 yaşındayken, 500 kişilik bir Atina halk jürisi karşısına çıkarıldı. Onu suçlayan üç kişi vardı: Meletos, Anytos ve Lykon. Sokrates'e yöneltilen resmi suçlamalar şunlardı: 1) Şehrin taptığı tanrılara inanmamak ve yeni tanrılar (Daimonion) icat etmek, 2) Gençlerin ahlakını bozmak.

Ancak davanın asıl arka planı tamamen Siyasi idi. Atina, Sparta ile girdiği kanlı Peloponnesos Savaşı'nı kaybetmiş, imparatorluğu çökmüş ve şehirde büyük bir travma yaşanmıştı. Dahası, Atina demokrasisini yıkan ve halka kan kusturan "Otuz Tiran" oligarşisinin liderleri (özellikle Kritias) ve Atina'ya ihanet eden general Alkibiades, bir zamanlar Sokrates'in öğrencileriydi. Öfkeli, paranoyak ve suçlu arayan Atina halkı, şehrin yenilgisini ve yozlaşmasını, gençlere "eski gelenekleri sorgulamayı" öğreten bu yaşlı filozofa kestiler.

Sokrates'in mahkemedeki savunması (Platon'un Sokrates'in Savunması - Apologia eserinde anlatılır), hukuk tarihinin en efsanevi metinlerinden biridir. Sokrates ağlamaz, jüriden af dilemez veya ailesini kürsüye çıkarıp merhamet dilenmez. Tam aksine, jüriyi küçümser ve öfkelendirir. Kendisini, asil ama rehavete kapılıp tembelleşmiş koca bir atı (Atina devletini), onu ısırarak uyanık tutmaya çalışan ve Tanrı tarafından şehre musallat edilen bir "At Sineği"ne benzetir. "Eğer beni öldürürseniz," der, "Benim gibi, sizi uykunuzdan uyandıracak başka bir at sineğini kolay kolay bulamazsınız."

Sokrates'in bu tavizsiz, dikbaşlı ve "sizi sorgulamaktan asla vazgeçmeyeceğim" diyen tutumu jüriyi çileden çıkarır. Az bir oy farkıyla suçlu bulunur. Antik Yunan hukukunda suçlu kendi cezasını önerebilirdi. Arkadaşları ona sürgüne gitmeyi veya para cezası ödemeyi teklif etmesini söyler. Ancak Sokrates, ölümle dalga geçercesine; "Bence devletin bana vereceği en büyük ceza, beni ömür boyu Olimpiyat şampiyonları gibi devletin yemekhanesinde (Prytaneion) bedava beslemesi olmalıdır" der. Bu kibrin ve felsefi alayın üzerine, jüri ezici bir çoğunlukla onu Ölüm Cezasına çarptırır.

İÇSEL SES: DAİMONİON (VİCDANIN DOĞUŞU)
Mahkemede Sokrates'in yeni tanrılar icat etmekle suçlanmasının sebebi, sıklıkla bahsettiği "Daimonion" kavramıydı.

Sokrates, çocukluğundan beri kafasının içinde duyduğu ilahi bir "ses" veya uyarıcı (daimon) olduğundan bahsederdi. İşin ilginç yanı, bu ses Sokrates'e hiçbir zaman "şunu yap, bunu yap" diye aktif bir emir vermezdi. Bu ses sadece Sokrates kötü, yanlış veya ahlaksız bir şey yapmaya niyetlendiğinde ortaya çıkar ve onu engeller, "Bunu yapma!" derdi. Modern felsefe ve psikoloji tarihinde, Sokrates'in bu "Daimonion"u, insanın içindeki ahlaki pusulanın, yani "Vicdan" (Conscience) kavramının Batı düşüncesindeki ilk bilinçli tezahürü olarak kabul edilir.

5. Baldıran Zehri ve Felsefenin Şehidi

Sokrates'in ölümü, felsefe tarihi için İsa'nın çarmıha gerilişi kadar güçlü bir kültürel mitosa dönüşmüştür. Hapishanede ölümü beklerken, zengin öğrencisi Kriton ona muhafızlara rüşvet verdiğini, hapishane kapısının açık olduğunu ve hemen başka bir şehre kaçabileceklerini söyler. Ancak Sokrates kaçmayı şiddetle reddeder. Platon'un Kriton diyalogunda anlatıldığı üzere; "Eğer ben şimdi kaçarsam, 70 yıl boyunca bana bakan, beni eğiten Atina yasalarına ihanet etmiş olurum. Devletin yasaları bir sözleşmedir; işime gelmediğinde o sözleşmeyi yırtıp atarsam benim anlattığım erdemin ne anlamı kalır?" der.

İnfaz günü geldiğinde, ağlayan öğrencileri ve dostlarıyla sarılır. Ölümden zerre kadar korkmadığını anlatır; çünkü ona göre ölüm ya mutlak, rüyasız, huzurlu bir uyku halidir, ya da ruhun öteki dünyaya göç edip antik bilgelerle (Homeros, Orpheus) sonsuz felsefi diyaloglar yapacağı bir serüvendir. İki ihtimal de korkulacak bir şey değildir. Hapishane görevlisi, Baldıran Zehrini (Hemlock) içeren kadehi ona uzattığında, Sokrates kadehi hiçbir titreme olmadan, neşeyle alır ve tek dikişte içer.

Zehir yavaş yavaş bacaklarından başlayarak vücudunu uyuşturur ve kalbine doğru ilerlerken, ağlayan öğrencilerini "Kadınlar gibi sızlanmayın, beni utandırıyorsunuz" diyerek azarlar. Son sözleri ise felsefi bir gizem barındırır: "Kriton, Asklepios'a bir horoz borcumuz var, onu ödemeyi unutma." (Asklepios, şifa ve sağlık tanrısıdır. Hastalıktan kurtulanlar ona horoz adardı. Sokrates, yaşamı bir hastalık, ölümü ise ruhun bedenden kurtulup şifa bulması olarak görüyordu). Gözlerini kapatır ve felsefenin ilk şehidi olarak tarihe geçer. Onun ölümü, öğrencisi Platon'da demokrasiye karşı ömür boyu sürecek derin bir nefrete ve ideal devlet (Filozof Kral) arayışına yol açacaktır.

Sokrates'in, annesinin "ebelik" (doğurtucu) mesleğinden ilham alarak kendi felsefi yöntemine isim verdiği; karşısındaki kişiye asla doğrudan bilgi vermeyip, sadece doğru ve akılcı sorular sorarak o kişinin ruhunda zaten doğuştan gizli olarak var olan "doğruları/hakikati" açığa çıkarma sanatına ne ad verilir?

İçeriği Paylaş
T

T.T

Kelimero'nun kurucusu. Araştırmayı, etimolojiyi ve bilginin köklerine inmeyi seven bir dijital kültür elçisi.

Önceki İçerik Eski Yayınlara Git
ARŞİV Sıradaki özel makaleye geçmek için basılı tut

Kelimero AI

Sistem Aktif
Selam! Ben Kelimero AI. Sitenin arşivindeki yüzlerce fikir arasında ne arıyorsun? (Örn: "Psikoloji", "Teknoloji", "Felsefe")
Kelimero AI düşünüyor